Salih SARIKAYA Web Sayfasına Hoşgeldiniz…

Ağustos 2, 2007

Amacım:)

Kategori: Akvaryum — Ahmet Salih SARIKAYA @ 2:30 pm

Bir çoğumuz hayatımızın belirli dönemlerinde  akvaryumla aktif olarak  ilgilenmişizdir veya bir dostun akvaryumuna yem vererek, camına dokunarak bu huzur veren gizemli dünyaya hayranlık ile bakmışızdır. Ailemizde, çevremizde bulunan akvaryumseverler sayesinde bu dünyaya göz aşinalığı hemen hemen çoğumuzda vardır. Bu hobide, ilk yavrunun doğumunun verdiği mutluluk ve gururu, ilk balığımızı kaybettiğimizde yaşanan düş kırıklığını hepimiz acı-tatlı anılar olarak hatırlarız.

Hobicilerin, uzun yıllar saklayabilecekleri ve güncel Türkçe bilgi kaynağı ihtiyacı içinde oldukları defalarca gündeme gelen önemli konulardandır. İnternet üzerinde bölük ve dağılmış şekilde bulunan akvaryum konularını, yetersiz olan yazılı kaynakları ve yapacağımız araştırmaları da ekleyerek bizleri böyle bir yazılı kaynağı hazırlanmamıza iten en önemli etken oldu. Böylelikle akvaryumseverlere yönelik güncel bilgiler içeren bir site ile yayın dünyasına atıldık. 

Amacımız hobiciler ile akvaryum dünyası arasında bilginin ve iletişimin arttırılmasıdır. Bu amacımıza ulaşabilmek için de piyasada ürün çeşitliğinin artmasına katkıda bulunmak ve bunların uygun şekillerde kullanılmasını sağlamak, tatlı/tuzlu su canlılarının ihtiyaçlarının neler olduğunun bilinmesi ve bunların sağlanmasını anlatmaya, sorulara yardımcı olmaya, akvaryumda yaptığımız işlerin neden bu şekillerde yapıldığının açıklamasını, hobicilerin yapacakları doğru uygulamaları onlara aktarmaktır.

Amatör ruh ile kurduğumuz ekibimizin, dergi yolu ile ulaşamadığımız hobicilere ulaşmak,  bilgilerimizi ve tecrübelerimizi tüm akvaryumseverler ile paylaşmak ana hedefimiz.

Sizlerin desteğini alarak tüm akvaryumseverlere yardımcı olmaya çalışacağız.

Bilgi paylaştıkça büyür,

Sağlıklı Akvaryumlar

Hayvan Hakları Yasası

Kategori: Akvaryum — Ahmet Salih SARIKAYA @ 2:25 pm

 YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ Milletlerarası Sözleşme

Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi’nin Onaylanması Hakkında Karar.
Karar Sayısı: 2003/6168

Bakanlar Kurulundan:
——————————————————————————–

15/7/2003 tarihli ve 4934 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan ekli
“Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi”nin onaylanması;
Dışişleri Bakanlığı’nın 24/7/2003 tarihli ve AKGY/305135 sayılı yazısı
üzerine, 31/5/1963 tarihli ve 244 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre,
Bakanlar Kurulu’nca 28/8/2003 tarihinde kararlaştırılmıştır.
Ahmet Necdet SEZER
CUMHURBAŞKANI

Recep Tayyip ERDOĞAN
Başbakan

A.GÜL A.ŞENER M.A.ŞAHİN B.ATALAY
Dışişleri Bak. ve Devlet Bak. ve Devlet Bak. ve Devlet Bakanı
Başb.Yrd. Başb.Yrd. Başb.Yrd.

A.BABACAN M.A.ŞAHİN G.AKŞİT K.TÜZMEN
Devlet Bakanı Devlet Bakanı V. Devlet Bakanı Devlet Bakanı

C.ÇİÇEK M.V.GÖNÜL A.AKSU A.ŞENİR
Adalet Bakanı Milli Savunma İçişleri Bakanı Maliye Bakanı V.
Bakanı

H.ÇELİK Z.ERGEZEN R.AKDAĞ B.YILDIRIM
Milli Eğitim Bakanı Bayındırlık ve Sağlık Bakanı Ulaştırma Bakanı
İskan Bakanı

S.GÜÇLÜ M.BAŞESGİOĞLU A.COŞKUN
Tarım ve Köyişleri Çalışma ve Sos.Güv. Sanayi ve Ticaret
Bakanı Bakanı Bakanı

M.H.GÜLER E.MUMCU O.PEPE
Enerji ve Tabii Kültür ve Turizm Çevre ve Orman
Kaynaklar Bakanı Bakanı Bakanı
Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi
GİRİŞ

İşbu Sözleşmeyi imzalayan Avrupa Konseyi üyesi devletler,

Avrupa Konseyi’nin amacının üyeleri arasında daha sıkı bir birlik
gerçekleştirmek olduğunu dikkate alarak,

İnsanın yaşayan tüm canlılara ahlaki bir yükümlülüğünün olduğunu tanıyarak
ve insan ile ev hayvanları arasında mevcut özel ilişkileri hatırda tutarak,

Ev hayvanlarının yaşam kalitesine olan katkılarını ve bunun sonucu olarak
da toplum için taşıdığı önemi dikkate alarak,

İnsan tarafından bakılan hayvanların geniş çeşitliliğinden kaynaklanan
güçlükleri dikkate alarak,

Hayvanların, aşırı nüfuslarına bağlı olarak, insan ve diğer hayvanların
hijyen, sağlık ve güvenlikleri açısından taşıdıkları riskleri dikkate alarak,

Yabani fauna örneklerinin ev hayvanı olarak muhafaza edilmelerinin
desteklenmemesi gerektiğini dikkate alarak,

Ev hayvanlarının elde edilmesi, muhafaza edilmesi, ticari veya ticari
olmadan üretilmesi, başkasına devredilmesi ve ticaretini etkileyen farklı
şartların bilincinde olarak,

Ev hayvanlarının muhafaza edilme koşullarının her zaman sağlıklarını ve
refahlarını geliştirmeye izin vermediğinin bilincinde

Bilgi veya bilinç noksanlığı nedeniyle, bazen, ev hayvanlarına karşı
davranışların önemli ölçüde değiştiğini kaydederek,

Ev hayvanları sahiplerinin sorumluluğu sonucunda doğacak temel müşterek
davranış ve uygulama standardının sadece arzu edilen değil, aynı zamanda
gerçekçi bir hedef olduğunu dikkate alarak,

Aşağıdaki hususlarda anlaşmışlardır:

BÖLÜM I-GENEL HÜKÜMLER

Madde 1

Tanımlar

1. Ev hayvanı, insan tarafından özellikle evde, özel zevk ve refakat
amacıyla muhafaza edilen veya edilmesi tasarlanan her türlü hayvanı ifade
eder.

2. Ev hayvanlarının ticareti, kar amacıyla yapılan, ev hayvanlarının
sahipliğinin değişmesine yol açan önemli miktarlardaki tüm düzenli ticari
işlemleri ifade eder.

3. Ticari üretme ve barındırma, kar amacıyla ve önemli miktarda yapılan
üretme ve barındırmayı ifade eder.

4. Hayvan barınağı, çok sayıda ev hayvanının muhafaza edilebileceği, kar
amacı gütmeyen bir tesisi ifade eder. Ulusal mevzuat ve/veya idari tedbirler
izin verdiğinde, bu gibi tesisler başıboş hayvanları da kabul edebilir.

5. Başıboş hayvan, evi olmayan veya sahibinin veya bakıcısının evinin
sınırları dışında bulunan ve herhangi bir sahibin ya da bakıcının kontrolü
veya doğrudan denetimi altında bulunmayan ev hayvanını ifade eder.

6. Yetkili Makam, üye ülke tarafından tayin edilen makamı ifade eder.

Madde 2

Amaç ve Uygulama

1. Tarafların her biri;

a) Bir kişi veya kurum tarafından evde ya da ticari üretme ve barındırma
kuruluşlarında ve hayvan barınaklarında muhafaza edilen ev hayvanları,

b) Uygun hallerde başıboş hayvanlar,

konularında İşbu Sözleşmenin hükümlerine işlerlik kazandırılması için
gerekli tedbirleri almayı taahhüt eder.

2. Bu Sözleşmenin hiçbir hükmü hayvanların korunması veya tehdit
altındaki yabani türlerin korunması konusundaki belgelerin uygulanmasını
etkilemez.

3. İşbu Sözleşmenin hiçbir hükmü, Tarafların ev hayvanlarının korunmasına
yönelik daha sıkı tedbirleri kabul etme hürriyetine veya bu belgede yer alan
hükümlerin işbu belgede özellikle belirtilmeyen hayvan sınıflarına da
uygulanması hakkını etkilemez.

BÖLÜM II-EV HAYVANLARININ MUHAFAZA EDİLMESİ İÇİN

KURALLAR

Madde 3

Hayvanların refahı için temel kurallar

1. Hiç kimse bir ev hayvanının, gereksiz acı, sıkıntı veya ızdırap
çekmesine sebep olamaz.

2. Hiç kimse bir ev hayvanını terk edemez.

Madde 4

Muhafaza Etme

1. Bir ev hayvanını muhafaza eden veya bakımını kabul eden kişi, hayvanın
sağlığı ve refahından sorumludur.

2. Bir ev hayvanını muhafaza eden veya onunla ilgilenen kişi, hayvanın
cinsi ve ırkına bağlı olarak davranış gereksinimlerini dikkate alan barınak,
dikkat ve ihtimamı sağlayacaktır. Özellikle;

a. Yeterli ve uygun gıda ve su verecek,

b. Hareketi için uygun imkanları sağlayacak,

c. Kaçışını önleyecek tüm makul tedbirleri alacaktır.

3. Bir hayvan;

a. Yukarıdaki 2′nci paragrafta belirtilen şartlar yerine getirilmediği
veya

b. Belirtilen şartlar yerine getirilmesine rağmen hayvan esarete
alışamazsa

ev hayvanı olarak muhafaza edilemez.

Madde 5

Üretim

Bir ev hayvanını üretmek için seçen bir kişi, o hayvanın, dişinin veya
yavruların sağlık ve refahını risk altına sokabilecek anatomik, psikolojik ve
davranış özelliklerini göz önünde bulundurmaktan sorumlu olacaktır.

Madde 6

Ev Hayvanı Edinmede Yaş Sınırı

Hiçbir ev hayvanı ebeveynlerinin veya ebeveyn sorumluluğu taşıyan diğer
şahısların açık rızası olmaksızın 16 yaşın altındaki kimselere satılamaz.

Madde 7

Eğitim

Hiçbir ev hayvanı, sağlığına ve refahına zarar verecek şekilde, özellikle
doğal gücünü ve kapasitesini aşacak biçimde ya da yaralanmasına veya gereksiz
ağrı, acı, sıkıntı veya ızdırap çekmesine yol açacak suni yardımlar kullanarak
eğitilemez.

Madde 8

Ticaret, Ticari Üretim ve Barındırma, Hayvan Barınakları

1. Sözleşme yürürlüğe girdiği tarihte ev hayvanlarının ticaretini, ticari
amaçla üretimini yapan veya barındıran veya hayvan barınağı işleten her kişi,
her Tarafça belirlenecek uygun süre içerisinde bu faaliyetlerini yetkili
makama bildirecektir.

Bu faaliyetlerden herhangi birinde hizmet yapmaya niyetli her kişi, bu
niyetlerini yetkili makama bildireceklerdir.

2. Bu bildirim,

a. Bu faaliyetlere dahil olan veya olacak ev hayvanı türlerini,

b. Sorumlu kişi ve onun bilgi düzeyini,

c. Kullanılan veya kullanılacak mülkün ve ekipmanın tanımını,

belirtmelidir.

3. Yukarıda belirtilen faaliyetler ancak;

a. Profesyonel eğitim veya ev hayvanları konusunda yeterli deneyim
sonucunda sorumlu kişinin faaliyette bulunmak için gerekli bilgi ve kapasiteye
sahip olması,

b. Faaliyet için kullanılacak mülk ve ekipmanın 4′üncü maddede belirtilen
şartları yerine getirmesi,

durumunda gerçekleştirilebilir.

4. Yetkili makam, 1′nci paragrafta belirtilen hükümler çerçevesinde
yapılan bildirim temelinde, 3′üncü paragrafta belirtilen şartların yerine
getirilip getirilmediğini tespit eder. Şayet şartlar gerektiği şekilde
sağlanmamışsa, tedbirler tavsiye eder ve gerekirse, hayvanların refahı için,
faaliyetin başlatılmasını veya devam etmesini yasaklar.

5. Yetkili makam, ulusal mevzuat ile uyumlu olarak, yukarıda belirtilen
şartların yerine getirilip getirilmediğini denetler.

Madde 9

Reklam, eğlence, sergi, yarışma ve benzeri faaliyetler

1. Aşağıdaki şartlar sağlanmadıkça ev hayvanları reklam, eğlence, sergi,
yarışma ve benzeri faaliyetlerde kullanılamaz.

a. Organizatörün bu hayvanlara, 4′üncü maddenin 2′inci fıkrasındaki
koşullara uygun olarak davranılmasını sağlayacak gerekli şartları oluşturması
ve

b. Ev hayvanlarının sağlık ve refahının risk altına sokulmaması.

2. a) Yarışma esnasında veya,

b) Hayvanın sağlık ve refahını risk altına sokabilecek diğer zamanlarda,

ev hayvanının doğal performans düzeyini artırmak veya azaltmak amacıyla
ona hiçbir madde verilemez, tedavi uygulanamaz veya cihaz tatbik edilemez.

Madde 10

Cerrahi operasyonlar

1. Bir ev hayvanının dış görünüşünü değiştirmeye yönelik veya diğer tedavi
edici olmayan cerrahi müdahaleler yasaktır. Özellikle;

a) Kuyruğun kesilmesi,

b) Kulakların kesilmesi,

c) Ses tellerinin alınması,

d) Tırnak ve dişlerin sökülmesi.

2. Bu yasaklamalara sadece aşağıdaki durumlarda müsaade edilecektir;

a) Bir veteriner hekimin, veterinerlikle ilgili tıbbi sebepler veya özel
bir hayvanın yararı için gerektiğinde tedavi edici olmayan müdahaleyi gerekli
görmesi,

b) Üremenin önlenmesi.

3. a) Hayvanın şiddetli acı çekeceği veya çekmesi muhtemel operasyonlar
sadece anestezi uygulanarak ve bir veteriner hekim tarafından veya onun
gözetiminde gerçekleştirilecektir.

b) Anestezi gerektirmeyen operasyonlar, ulusal mevzuata uygun olarak,
yetkili bir kişi tarafından gerçekleştirilebilir.

Madde 11

Öldürme

1. Veteriner hekim veya diğer bir yetkilinin yardımının hızlı bir şekilde
temin edilemediği veya ulusal mevzuat kapsamında bir hayvanın acısını ortadan
kaldırmaya yönelik acil veya ulusal mevzuatla öngörülen diğer tüm acil
durumlar dışında, bir ev hayvanı ancak bir veteriner hekim veya diğer bir
yetkili tarafından öldürülebilir. Tüm öldürmeler şartların gerektirdiği asgari
düzeyde fiziksel ve manevi acı verecek şekilde gerçekleştirilecektir. Seçilen
yöntem, acil durumlar dışında:

a) ani şuur kaybı ve ölümü gerçekleştirecek ya da

b) derin genel anestezi ile başlayacak, bunu kesin ve mutlak ölümü
sağlayacak işlem izleyecektir.

Öldürmeden sorumlu kişi, hayvanın cesedi yok edilmeden önce o hayvanın
öldüğünden emin olacaktır.

2. Aşağıda belirtilen öldürme yöntemleri yasaktır.

a) 1.b paragrafında kaydedilen etkilerin gerçekleşmemesi durumunda, boğma
veya nefessiz kalmasına neden olacak diğer yöntemler,

b) 1′inci paragrafta belirtilen etkileri sağlayacak, dozu ve uygulaması
kontrol edilemeyen herhangi bir zehirli madde veya ilaç kullanımı,

c) Ani şuur kaybı meydana getirmeden yapılan elektrikle öldürme.

BÖLÜM III-BAŞIBOŞ HAYVANLAR İÇİN EK TEDBİRLER

Madde 12

Sayılarının azaltılması

Taraflardan biri, başıboş hayvan sayısının sorun yarattığını düşünürse,
gereksiz ağrı, acı ve ızdırap çekmelerine sebep vermeyecek şekilde sayılarını
azaltmak için uygun yasal ve/veya idari tedbirleri alacaktır.

a) Bu tedbirler aşağıdaki şartları kapsayacaktır;

i. Bu hayvanlar yakalanacak ise, bunun hayvana fiziksel ve manevi olarak
en az seviyede acı verecek şekilde gerçekleştirilmesi,

ii. Yakalanan hayvanların muhafaza edilmesi veya öldürülmesi işlemlerinin
bu Sözleşmede belirtilen prensiplere uygun olarak gerçekleştirilmesi.

b) Taraflar,

i. Köpek ve kedilere damgalama gibi az acı veren ya da hiç ağrı, acı ve
ızdırap çektirmeyen uygun bir yöntemle aynı zamanda sahiplerinin isim ve
adresleri ile birlikte numaraları kayda geçirilerek daimi kimlik sağlamayı,

ii. Kedi ve köpeklerin plansız üremelerini azaltmak için bu hayvanların
kısırlaştırılmalarını teşvik etmeyi,

iii. Başıboş kedileri ve köpekleri bulan kişilerin, bu konuda yetkili
makama bilgi vermelerini teşvik etmeyi,

değerlendirmeyi taahhüt ederler.

Madde 13

Yakalama, muhafaza etme ve öldürme için istisnalar

Başıboş hayvanların yakalanmaları, muhafaza edilmeleri ve öldürülmeleri
konularında bu Sözleşmede yer alan prensiplere sadece hastalıkların
kontrolüne yönelik Hükümet programları kapsamında kaçınılmaz hallerde istisna
getirilebilir.

BÖLÜM IV-BİLGİLENDİRME VE EĞİTİM

Madde 14

Bilgilendirme ve eğitim programları

Taraflar, ev hayvanlarının muhafaza edilmesi, üretilmesi, eğitimi,
ticareti ve barındırılmaları ile ilgili kurum ve bireyleri bu Sözleşmenin
hükümleri ve prensipleri hakkında bilinçlendirme ve bilgilendirmenin
yaygınlaştırılması amacıyla bilgilendirme ve eğitim programları
geliştirilmesini desteklemeyi taahhüt ederler. Bu programlarda özellikle
aşağıda belirtilen noktalara dikkat çekilmelidir:

a) Ev hayvanlarının, yarışma amacıyla uygun bilgi ve beceriye sahip
kişiler tarafından ticaret veya eğitilmelerinin gerekliliği,

b) Aşağıdaki hususların engellenmesi gerekliliği:

i. Ebeveynlerinin veya ebeveyn sorumluluğu taşıyan diğer şahısların açık
rızası olmadıkça 16 yaşından küçüklere ev hayvanlarının hediye olarak
verilmesi,

ii. Ev hayvanlarının ödül, hediye veya ikramiye olarak verilmesi,

iii. Ev hayvanlarının plansız üretilmesi.

c) Yabani hayvanların ev hayvanı olarak alınması veya kabul edilmesinin,
bu hayvanların sağlık ve refahına olumsuz sonuçları olabileceği,

d) Sorumsuz şekilde ev hayvanları edinmenin, istenmeyen ve terk edilen
hayvan sayısının artmasına yol açma riski getirdiği.

BÖLÜM V-ÇOKTARAFLI MÜZAKERELER

Madde 15

Çok taraflı müzakereler

1. Taraflar, Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonraki beş yıl içerisinde
ve bundan sonraki her beş yılda bir ve Tarafların ekseriyetinin talep ettiği
her zaman Sözleşmenin uygulanmasını ve Sözleşmenin gözden geçirilmesinin
veya bazı hükümlerinin daha kapsamlı hale getirilmesinin uygunluğunu incelemek
üzere Avrupa Konseyi bünyesinde çok taraflı müzakereler yapacaklardır. Bu
müzakereler, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’nin daveti üzerine
gerçekleştirilecek toplantılarda yapılacaktır.

2. Tarafların her biri bu müzakerelere katılmak üzere bir temsilci
görevlendirme hakkına sahiptir. Sözleşmeye taraf olmayan Avrupa Konseyi üyesi
herhangi bir ülke, toplantılarda bir gözlemci ile temsil edilme hakkına
sahiptir.

3. Taraflar her müzakereden sonra, müzakere ve Sözleşmenin işleyişi
hakkında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne bir rapor sunacaklar ve gerekli
gördükleri takdirde, Sözleşmenin 15 ila 23′üncü maddelerine değişiklik teklif
edebileceklerdir.

4. Taraflar, Sözleşme hükümlerine bağlı kalarak, müzakerelerin işleyiş
kurallarını belirleyeceklerdir.

BÖLÜM VI-DEĞİŞİKLİKLER

Madde 16

Değişiklikler

1. Taraf bir ülke veya Bakanlar Komitesi tarafından Sözleşmenin 1 ila
14′üncü maddelerine getirilecek değişiklik önerileri, Avrupa Konseyi Genel
Sekreteri’ne bildirilecek ve bu öneriler Genel Sekreter tarafından Avrupa
Konseyi’ne üye devletlere, her taraf ülkeye ve Sözleşmenin 19′uncu maddesi
hükümleri gereği Sözleşmeye katılmaya davet edilen her devlete
gönderilecektir.

2. Bir önceki paragraf hükümlerine göre yapılan her değişiklik önerisi,
Genel Sekreter’e gönderildiği tarihten itibaren iki aydan az olmayan bir süre
içerisinde, düzenlenecek çok taraflı müzakerede incelenecek ve taraf ülkelerin
üçte iki oy çokluğu ile kabul edilebilecektir. Kabul edilen metin taraf
ülkelere gönderilecektir.

3. Herhangi bir ülke itirazda bulunmadığı takdirde her değişiklik, çok
taraflı müzakerede kabul edilmesinden 12 ay sonra, yürürlüğe girecektir.

BÖLÜM VII-SONUÇ HÜKÜMLERİ

Madde 17

İmza, onay, kabul, uygun bulma

Bu Sözleşme Avrupa Konseyi’ne üye devletlerin imzasına açıktır. Sözleşme
onay, kabul ve uygun bulma işlemlerine tabidir. Onay, kabul veya uygun bulma
belgeleri Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tevdi edilecektir.

Madde 18

Yürürlüğe girme

1. Sözleşme, Avrupa Konseyi’ne üye dört devletin, 17′nci maddenin
hükümlerine uygun olarak, Sözleşme ile bağlı olduklarını bildirme tarihini
takip eden altı aylık sürenin bitiminden sonraki ayın birinci günü yürürlüğe
girer.

2. Sözleşme ile bağlı olduklarını daha sonra bildirecek her devlet için
Sözleşme onay, kabul veya uygun bulma belgelerinin tevdi edildiği tarihi takip
eden altı aylık sürenin bitiminden sonraki ayın birinci günü yürürlüğe girer.

Madde 19

Üye olmayan devletlerin katılımı

1. Bu Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra, Avrupa Konseyi Bakanlar
Komitesi, Avrupa Konseyi Statüsü’nün 20/d maddesinde belirtilen çoğunlukla ve
taraf devletlerin Bakanlar Komitesi’nde bulunma hakkına sahip temsilcilerinin
oybirliği ile alınan karar ile Avrupa Konseyi’ne üye olmayan her devleti
Sözleşmeye katılmaya davet edebilir.

3. Sözleşme, katılan her devlet için katılım belgesinin Avrupa Konseyi
Genel Sekreteri’ne tevdi edildiği tarihi takip eden altı aylık sürenin
bitiminden sonraki ayın birinci günü yürürlüğe girer.

Madde 20

Bölgesel Hüküm

1. Her devlet, imza sırasında veya onay, kabul, uygun bulma veya katılma
belgesini tevdi ederken Sözleşmenin uygulanacağı ülke ve ülkeleri
belirleyebilir.

2. Her Taraf, daha sonraki bir tarihte Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne
göndereceği bir beyan ile Sözleşmenin uygulama alanını, bildirimde
belirteceği başka ülkelere genişletebilir. Sözleşme, bu ülkeler için, Genel
Sekreter tarafından beyanın alınmasını takip eden altı ayın bitiminden sonraki
ayın birinci gününde yürürlüğe girer.

3. Önceki iki paragraf çerçevesinde belirlenen bölgelere ilişkin yapılan
her beyan Genel Sekreter’e yapılacak bir bildirim ile geri çekilebilir. Geri
çekme, bildirimin Genel Sekreter tarafından alınmasını takip eden altı aylık
sürenin bitiminden sonraki ayın birinci günü yürürlüğe girer.

Madde 21

Çekinceler

1. Her Devlet, Sözleşmeyi imzaladığı veya onay, kabul, uygun görme veya
katılma belgelerini teslim ettiği sırada, 6′ncı madde ile 10′uncu maddenin
1′inci paragraf, 1(a) alt paragrafına bir veya daha fazla çekince koyduğunu
beyan edebilir. Bunun dışında başka bir çekince konulamaz.

2. Önceki paragrafa göre çekince koyan her Taraf, Avrupa Konseyi Genel
Sekreteri’ne göndereceği bir bildirim ile bu çekinceyi kısmen veya tamamen
geri çekebilir. Geri çekme bildirimin Genel Sekreter tarafından alındığı
tarihten itibaren geçerlilik kazanır.

3. Sözleşmenin bir hükmüne çekince koyan bir Taraf, bu hükmün diğer bir
Tarafça uygulanmasını talep edemez, ancak bu çekince şayet kısmi veya şarta
bağlı ise, hükmün, kendi kabul ettiği şekilde uygulanmasını talep edebilir.

Madde 22

Fesih

1. Her Taraf, herhangi bir zaman, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bir
bildirimde bulunarak, bu Sözleşmeden ayrılabilir.

2. Fesih, buna ilişkin bildirimin Genel Sekreter tarafından alındığı
tarihten itibaren altı aylık sürenin bitiminden sonraki ayın birinci günü
geçerlik kazanır.

Madde 23

Bildirimler

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, Konsey üyesi devletlere ve bu Sözleşmeye
katılan veya katılmaya davet edilen devlete;

a. her imza,

b. her onay, kabul, uygun bulma veya katılma belgesinin tevdii,

c. Sözleşmenin, 18′inci, 19′uncu ve 20′nci maddeler uyarınca yürürlüğe
girdiği tarih,

d. işbu Sözleşme ile ilgili diğer her karar, bildirim veya bilgilendirme,

hakkında bildirimde bulunacaktır.

Aşağıda imzası bulunan yetkili temsilciler bu Sözleşmeyi imzalamışlardır.

13 Kasım 1987 tarihinde Strazburg’da her iki metin aynı şekilde geçerli
olmak üzere, İngilizce ve Fransızca Avrupa Konseyi Arşivine tevdi edilecek
şekilde tek bir suret olarak düzenlenmiştir. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri,
Avrupa Konseyi üyesi olan devletler ile Sözleşme’ye katılmaya davet edilen her
devlete aslına uygunluğu onaylanmış bir suretini gönderecektir.

AKVARYUM BALIKLARINDA HARİCİ HASTALIKLAR

Kategori: Akvaryum — Ahmet Salih SARIKAYA @ 2:21 pm

Bilinen sağlık sorunlarının başında,balıkların deri ve solungaç hastalıkları gelir, bunlara birtakım parazitler neden olur . Bu hastalıkların teşhis ve tedavileri nisbeten kolay sayılır. Parazitlerin pek çoğunu görme olanağı vardır,ufak parazitleriyse büyüteç altında görebilirsiniz. Balıkların anatomisi bahsinde deriye dair bilgi verilmişti. Parazitleri akvaryuma,genellikle yeni balıklarla getirirler;oysa belirli bir karantina dönemi olmadan balığı mevcut balıkların arasına sokmamak şarttır.
Taze su beyaz leke hastalığı (Ichtyophthirius)
Hemen hemen, her taze su akvaryumunda bu hastalığın izine rastlanır. Balığın derisindeki 1 mm çapındaki beyaz yuvarlaklardan parazitlerin tanısı yapılabilir. Ichtyophthirius mikrobunun dönemsel yaşam ömrünü balığın üzerinde geçirmesi olasıdır. Bu durumda açtığı geniş deliklerden giren mantarlar hastalık yapmaya başlarlar. Daha sonra tankın dibine inen bakteri burada üzerini jelatinli bir örtüyle kapatıp, kist oluşturur. Bu kistin içinde üremeye başlar, bölünerek. Daha sonra patlayan yumru yeniden sağlıklı balıklara geçer. Cryptocaryon (bkz. izleyen hastalık) türü, deniz balıklarında izlenir ve bunlar tedaviye direnç gösterirler (kist döneminde).
Belirtiler ve teşhis
Balığın derisi ve yüzgeçleri beyaz bir örtü ile kaplıdır
Aşırı etkilenen balıkların solungaçları hızla inip çıkar.
Tedavisi
Parazit, balığın derisine girer ve kist halini alırsa, artık tedavisi zorlaşır. Ichtyphthirius’un tedavisi için gerekli önlemlerin alınması istenir, kist oluşturmaya meydan verilmemelidir. Bitkilerin aktif kömürlerin filtrelerden alınması icabeder.

Solungaç kurtları
Çok ince ufak kurtlar neden olur bunları çıplak gözle zor görebilirsiniz.Balığın solungaçlarının sıvısına bulaşırlar bu sıvıyla beslenirler
solungaçlar hızlı hızlı hareket eder.
balık ağzından çabuk çabuk nefes alır.
balığın solungsçlsrı cerehatlı gibidir bir kısmı yenir.
balık kendisini bulabildiği maddelere sürter.
Tedavisi
Bu kurtcuklar yumurtalarını tankın dibine bırakır, ilaçlara dirençlidir bunlar. Tankın çok iyi arınmış olması gerekir; balıkların bütünüyle çıkarılması ve formalin banyosundan geçirilmesi icabeder. Her hafta hasta balığın bulunduğu tankın arındırılması lazımdır. Ana tankı temizledikten sonra balıkları koymak gerekir

DERİ KURTLARI (Gyrodactylus)
Dactylogyrus paraziti ile ilişkili olup deride barınır, yaşam dönemleri farklıdırdirençli safhaları yoktur.
Belirtileri
Yüzgeçleri eskimiş, bozulmuştur.Balık gövdesini akvaryumdaki maddelere sürter.Gövdesi sıvıyla kaplanınca rengi solarDerisi kızarır.Tedavisi
Akvaryumu temiz tutup, hasta balıklara formalin banyosu vermelidir (kısa dönemli)

Kadife Hastalığı(Gyrodactylus)
Bu ufacık parazit hayvanın derisinde, “altın tozu” görünümündedir. Kök biçiminde balığın dokularına tutunan yaratık, bitkiler gibi, sahip olduğu boyayla ışığı alternatif enerji kaynağı diye kullanır.
Belirtiler
Balığın derisi ve yüzgeçleri kadifemsi altın tozu görünümünde parlak bir tabaka ile örtülür.
Balık solungaçlarını hızlı hızlı hareket ettirir.
Tedavisi
Akvaryumun temiz ve mikropsuz tutulması lazımdır. Akvaryumun gölgelendirilmesi suretiyle parazitin ışığını tutmak, filtreden aktif kömürü almak yararlı olur.

Slime Hastalığı
Üç parazit bu hastalığa neden olur bunlar;Cihiclodonella,Costia ve Cyclochaeta parazitleridir.Balığın derisimde izler bırakır.
Belirtiler ve teşhis
aşırı sıvıdan dolayı balığın renginin donuklaşması yüzgeçlerin bozulması,eskiyip yırtılması hayvanın zayıflaması solungaçların zarar görmesi ölüm
Tedavisi
Hastalığın solungaçları etkilemeden fark edilmesi üzerine akvaryumun dezenfekte edilip temizlenmesi gerekir.Bundan istenen sonuç alınmazsa,parazit Cichlodonella’dır balığın kısa süreli formalin banyosundan geçirilmesi iyi olur.Solungaçlar etkilenmişse kısa süreli tuzlu su banyoso iyi gelebilir daha sonra kısa süreli formalin banyosuna balığı sokun(eğer balığınız tuzlu suya dirençli ise)

Anchor Kurtları(lernaea)
Bu kurtlar çapa biçimindedir balığın dokularına inerler,iki yumurtakesesi arkalarında görünür.Balık üzerinde parazit kolayca görünebilir,düştüğünde kötü yara izi bırakır.
Belirtiler ve teşhis
balık kendini taşlara kayalara sürer kaşınır.
balığın gövdesinde beyaz kıl kurtlar izlenirken tutundukları yerlerde yenikler bulunur.
Tedavisi
balığınızı akvaryumdan çıkarıp(bir iki dakika yaşayabilir)kurtları toplarken yaş bir beze sarın civa kromlu veya iyotlu dezenfektanla banyo yaptırın,daha sonra temiz bir akvaryuma koyun yaraları mikrop ve yosundan etkilenmesin.

Balık Biti(Argulus)
Omurgalılardandır akrep şeklinde.Balıkdan balığa geçer,yüzer güçlü vantuzları ile deriyi deler,zehiri delicidir.
Belirtiler ve teşhis
balık kaşınmak için etrafa sürtünür
5mm çapındaki paraziti gözle görürsünüz
Tedavisi
Balığı sudan çıkarıp yaş bir beze sarın,bitlerini ayıklayın(cımbızla)bitler çıkmazsa bir litre suya 15-30 gram tuz koyarak balığı suya atın bir fırça ile bitlerini alın daha sonra balığı bir hastahane tankına alın akvaryumu bit .Balığınızı temiz tanka alın ama devamlı izleyerek ve gerektiğinde tekrar uygulayın(yumurtaları olabilir)

Yüzgeç çürüğü(black moli vs..
Fazla renkli ve japon balığı gibi yelpaze kuyruklu türlerin bu hastalıklara çok duyarlı oldukları gözlenmektedir.
sebepleri; kirli akvaryum azvitamin sayılabilir.
Belirtileri ve teşhis
kuyruğun kısalması yüzgeçlerin yıpranıp bodurlaşması
Tedavisi
Hasta balığı kısa süreli banyolara sokmalı temizlemelidir,nedeni bulup bunu gidermek şarttır çürük yerin anestezi altında kesimesi gerekir.

Mantar Hastalığı
En çok rastlanılan Sabrolegnia denilen mantardır.Her balığı etkileyen bu hastalık daha çok soğuk su kökenlilerde izlenir mantar salgını diğer hastalıklara zemin hazırlar paraziter sorunları davet eder.
Belirtileri
derinin incetüylü pamuk görünümüyle kaplanması
Tedavisi
Pamuk bir bezi ıslatıp sıkınız bunu iyot veya civakrom eriyiğine batırın daha sonra hasta balığı sudan alıp üzerini ilaçlı bezle silin en sonrada balığı hastahane tankına alıp akvaryumda önleyici tedbirler alınıp mantarın kökü kurutulmalıdır

Ağız Mantarları
Chaondorococcus colunmaris olarak bilinir buna rağmen bir mantar değildir,iplik şeklini alacak biçimde mantarla birleşen bir bakterium dur.Gerçek manatrdan daha ince ve kısa bir yaratıktır,doğurgan balıklar buna yakalanırlar
Belirtileri
Ağzın etrafında kaba pamuksu oluşum
Deride beyaz yamalar
Tedavisi
akvaryumda gerekli önlemleri alın önleyememe halinde hasta balığı özel bir tanka koyun antibiyotik ilave edin.
Doğurgan türlerin akvaryumuna bir miktar tuz koyunuz.
Stres-Balık Hastalığı İlişkisi
Stres balığın hastalık yapıcı organizmalara verdiği bağışıklık cevabıdır.

Son yıllarda bizim stres ve yaratabileceği problemler konusunda duyarlılığımız artmıştır. Aslında basın tarafından popülerleşen düşünceye göre, stres insan ve hayvanda hemen hemen her üzücü sorunun kaynağıdır. Stres ayrıca teşhis edilemeyen veya edilmesinden kaçınılan hastalıkların tanımı için de kullanılır. Akvaryum hobisinde girmiş olan kişilerde, nedense stresin balık sağlığına etkisi üzerinde daha az durulur. Üstelik bu anlaşılmıştır ki stres, balıkta sağlık problemlerinin çıkmasında en büyük etkendir.
Hobiyi takip edenlere verilen bilgilerde bu faktörün nasıl geniş kapsamlı istenmeyen etkileri olabileceğinden az bahsedilmiştir. Stresin vücudu nasıl etkilediği konusundaki bilgilerimiz, son yıllarda yapılan araştırmalardan kaynaklı. Bilim adamları farklı stres türlerini incelemişler ve bu araştırmada hangisine bağışıklık cevabının nasıl olduğunu anlamayı hedeflemişler.

Bağışıklık(İmmün) sistemi, hastalıklara karşı bir mekanizmadır ve çevre koşullarındaki ani değişimlere yani strese oldukça duyarlıdır. İmmün sistemin cevabıdır ki, bizim veya balığın bu değişimi atlatıp atlatamayacağımızı belirler.Karşık olmasına rağmen, immün yanıt hakkında bildiklerimiz çok daha fazladır. Balığın immün sistemi daha basit olduğundan üzerinde daha fazla araştırma yapılmıştır. [Balık, tarif anlamında, tam bir immün sisteme sahip en ilkel canlı türüdür.] Dünya çapındaki balık ve su ürünleri endüstrisinde artışın bir sonucu olarak, daha etkili hastalık tedavisine olan ihtiyaç yüzünden, balık immün sistemi araştırmasına ilgi artmıştır. Bu araştırmaların sonuçlarını bilimsel dergilerde bulmak mümkün.

Stres immün sistemi balıkta da diğer yükarı canlılarda olduğu gibi yanıt oluşturur. Stresin oluşması bir stresör’e bağlı olacak tabi. Stres beynin bir bölümü olan Hipotalamusu tahrik eder. Hipotalamus beynin evrimsel olarak en eski bölümlerindendir ve çoğu temel fonksiyondan sorumlu: Acıkma,susama, cinsel tahrik ve memelilerde vücut sıcaklığı.Tahrik edildiğinde Hipotalamus, kimyasal sinyaller salıp, bazı olaylar zinciri sonucunda Adrenal (Böbreküstü) bezlerden hormon salgılanmasına neden olur. Memelilerde Adrenal bezler, böbreğin üstünde yerleşmiş yapılardır. Balıkta adrenal doku, böbrek dokusu ile karışmıştır ve iç-içe’dir. Bu dokudan 2 önemli homon salgılanır.
1.’si Epinefrin, “Savaş veya Uçuş” olarak da adlandırılan reaksiyondan sorumlu. Bu hormon canlıyı ayakta durma ve direnme-savaşmaya zorlayan bazı fizyolojik değişikliklere yol açar. Örneğin; kalp ritminde artış, kan basıncı ve soluk almada artış. Karaciğerdeki glikojen, hızlı ulaşılabilir bir enerji kaynağı görevi görür. Beyin ve kasa giden kan akımı, daha hızlı düşünme ve daha atik hareket için artar(Daha fazla oksijen taşınımı). Bir kombinasyon olarak tüm bu reaksiyonlar, hayvanın strese karşı koymasına yardım eder. Bu değişiklikler fazla sürerse vücudu fazla yorup kendileri bir stres kaynağı olacaklar.

2. adrenal anti-stres hormon Kortizol’dur. Çalışmalar göstermiştir ki balıklar çok kalabalık ve sıkışık bir ortamda tutulduklarında veya taşındıklarında aşırı dozda salgılanır. Kortizol Epinefrin gibi, birçok fizyolojik değişikliğe neden olabilir. Salgılanma ve etki etme süresi fazla uzadığında metabolik dengesizliğe yol açar. Örneğin; protein yıkımında artış veya tiroid hormonlarında yükselme ki, vücudun çalışma isteğini aşırı artırıp, fiziksel tükenmeye neden olur. Bu Kortizol’ün immün sistem üzerindeki etkisidir ki bu konunun merkezinde yer almaktadır. Kortizol, immün sistemin işleyişinde direkt müdahalede bulunabilir. Bu sistemin açığı da işte buradadır ve stres temelli hastalıkların(çoğunlukla bakteriyel) başlangıcıdır. Daha uzman anlatımla, kortizol immün sistemin Patositoz işlemine karışır.

Patositoz “Hücre Yeme” anlamındadır ve kandaki bakteri ve diğer yabancı materyalleri
tüketen akyuvarların işlevi ile ilgilidir. Bu işlem çoğunlukla bakterinin deri ve mukoza bariyerini geçmesi ve vücuda girmesi sırasında gerçekleşir. Makrofaj adlı bu akyuvarlar kimyasal sinyaller ile yönlendirilip, hedef taarruz bölgesine giderler. Bu hücreler tek hücreli bir canlı olan Amib’e çok benzerler ve aynı mantıkla hareket ederler. Bazı bilimadamları bu hücrelerin köken olarak sünger ve deniz anası gibi ilkel canlıların dokularında yaşayan amiblerden evrimleştiğini iddia ediyorlar. Belki milyonlarca yıl süresince bu amibler istiklallerini yetirip, canlı vücudunun immün sisteminin bir parçası haline gelmişler.

Bu fagositik (hücre yiyen) hücreler olay yerine geldiklerinde, yabancı maddenin etrafını sarıp, onu sindirirler. Hücrede enzim taşıyan ufak membran kaplı paketler vardır. Bunlar Lizozom adını alıp, içeri alınan paket ile birleşip, enzimlerini içeri salmakla, bakteri veya yabancı maddenin sindirilmesini sağlıyorlar. Bazı fagositik hücreler, içeri alınanı yok etmek için Sodyum Hipoklorit (HCL) de üretirler.Yabancı materyal sindirildiğinde, atıklar kan akımında serbest bırakılır ve böbrekler tarafından atılır.[veya karaciğerin safra temel maddelerini oluşturmada kullanılır]. Kortizol, bu önemli fagositöz işlemine müdahale eder. Kimyasal olarak lizozom membranında değişikliklere neden olur ve membran füzyonu gerçekleşemez. Böylece yakalanan bakteri yaşamaya devam eder ve vücuda yayılır.

Beslenme immünoloji konusundaki bazı güncel bulgular gösteriyor ki,C vitamini bu kimyasal değişimi ve bozulmayı engelleyebilir. Aynı zamanda bilinir ki, C vitamini Edwardseilla bakterisinin yol açtığı ölümcül enfeksiyona karşı Kanal Kedi Balığında dayanıklılığı arttırır. A ve E gibi diğer vitaminler de immün cevabı güçlendirmeleri ile bilinirler.

İz metalleri de immün fonksiyonda röl almaları ile bilinirler. Örneğin Selenyum fagositik işlemde etkili bir immün yardımcıdır. E vitamini gibi. Kadmiyum ve Çinko gibi diğer metaller de bu olaya karışırlar. Balığın immün cevabında ağır metal gereksiniminin açıklanabilmesi için balık beslenmesi ile ilgili daha da fazla ve ayrıntılı bilgiye gerek var. Bu kesindir ki kaliteli diyet ile bakılan balık parazitik enfeksiyonlara karşı daha dayanıklı olacaktır. Parazit yükünde seyrelme ve hafiflenme önemli bir faktör olabilir çünkü, parazitler hedef canlıdan beslenirken bakteriler için vücut içine daha kolay ulaşım sağlayıp, yayılmalarını destekliyorlar.

Stresten kaynaklanan başka immün sistem bozuklukları da var. Örneğin Mukozal yanıt
Antibody (vücuda karşı) üreten sistemin bir parçasıdır. Antibody’ler yabancı maddelere
(bakteriler gibi) bağlanan özel proteinlerdir. Antibody’ler değişik yollarla fonksiyon yapar. Döngüdeki virüsleri ve bakteriyel oluşumları(zehir, koruyucu kılıflar,…) etkisiz hale getirip veya materyalı yapıştırıp fagositoz için müsait hale getirebilirler. Soğuk ve sıcak su balıkları üzerindeki araştırmalar göstermiştir ki, stres döneminde tam da hayvan koruma için proteinlere muhtaçken antibody’lerin salınımı düşer. Diyette E ve A vitaminlerinin bulunması antibody’lerin salınımını arttırdığı görülmüştür.

İmmün sistemin bozulması ve balığın enfekte olması durumunda standart prosedür
antibiyotik ile tedavidir. Bilgisiz aquarist, dağıtıcı veya satıcı tedavinin daha etkili olması için ilacı balığı daha da strese uğratacak karışım ve dozda sunabilir. Örneğin; şimdi biliyoruz ki Oxytetracycline (Oksitetrasaykılin) Sazan ve Gökkuşağı Alası’nda immün yanıtı durdurabilir. Balıkta tedavi için diğer sık kullanılan ise Tetracycline (Tetrasaykılin) dir. Bu ilaç belirli limitte kullanılmalı çünkü bakteriyel korunmayı sağlarken, immün yanıta müdahale edebilir.

Akvaryum balıklarının katlanmaya zorlandıkları bu kadar strese rağmen ve bunların immün yanıt üzerindeki etkileri bilindiği halde, şaşırtıcıdır ki çoğu balık kurtulmayı başarıyor.Bu da immün sistemin neredeyse mükemmelliğinin bir kanıtıdır. Yine de, hobicilerin %30-50’si 1 sene içersinde balıklarının ölümü yüzünden bu işe veda eder.

Balığın sağlığı ve hobici için önemli olan, stresi en aza indirmekle beraber, oluştuğunda nasıl azaltılacağını bilmektir. Temiz su ve gerekli beslenme dengesi balığBilinen sağlık sorunlarının başında,balıkların deri ve solungaç hastalıkları gelir, bunlara birtakım parazitler neden olur . Bu hastalıkların teşhis ve tedavileri nisbeten kolay sayılır. Parazitlerin pek çoğunu görme olanağı vardır,ufak parazitleriyse büyüteç altında görebilirsiniz. Balıkların anatomisi bahsinde deriye dair bilgi verilmişti. Parazitleri akvaryuma,genellikle yeni balıklarla getirirler;oysa belirli bir karantina dönemi olmadan balığı mevcut balıkların arasına sokmamak şarttır.
Taze su beyaz leke hastalığı (Ichtyophthirius)
Hemen hemen, her taze su akvaryumunda bu hastalığın izine rastlanır. Balığın derisindeki 1 mm çapındaki beyaz yuvarlaklardan parazitlerin tanısı yapılabilir. Ichtyophthirius mikrobunun dönemsel yaşam ömrünü balığın üzerinde geçirmesi olasıdır. Bu durumda açtığı geniş deliklerden giren mantarlar hastalık yapmaya başlarlar. Daha sonra tankın dibine inen bakteri burada üzerini jelatinli bir örtüyle kapatıp, kist oluşturur. Bu kistin içinde üremeye başlar, bölünerek. Daha sonra patlayan yumru yeniden sağlıklı balıklara geçer. Cryptocaryon (bkz. izleyen hastalık) türü, deniz balıklarında izlenir ve bunlar tedaviye direnç gösterirler (kist döneminde).
Belirtiler ve teşhis
Balığın derisi ve yüzgeçleri beyaz bir örtü ile kaplıdır
Aşırı etkilenen balıkların solungaçları hızla inip çıkar.
Tedavisi
Parazit, balığın derisine girer ve kist halini alırsa, artık tedavisi zorlaşır. Ichtyphthirius’un tedavisi için gerekli önlemlerin alınması istenir, kist oluşturmaya meydan verilmemelidir. Bitkilerin aktif kömürlerin filtrelerden alınması icabeder.

Solungaç kurtları
Çok ince ufak kurtlar neden olur bunları çıplak gözle zor görebilirsiniz.Balığın solungaçlarının sıvısına bulaşırlar bu sıvıyla beslenirler
solungaçlar hızlı hızlı hareket eder.
balık ağzından çabuk çabuk nefes alır.
balığın solungsçlsrı cerehatlı gibidir bir kısmı yenir.
balık kendisini bulabildiği maddelere sürter.
Tedavisi
Bu kurtcuklar yumurtalarını tankın dibine bırakır, ilaçlara dirençlidir bunlar. Tankın çok iyi arınmış olması gerekir; balıkların bütünüyle çıkarılması ve formalin banyosundan geçirilmesi icabeder. Her hafta hasta balığın bulunduğu tankın arındırılması lazımdır. Ana tankı temizledikten sonra balıkları koymak gerekir

DERİ KURTLARI (Gyrodactylus)
Dactylogyrus paraziti ile ilişkili olup deride barınır, yaşam dönemleri farklıdırdirençli safhaları yoktur.
Belirtileri
Yüzgeçleri eskimiş, bozulmuştur.Balık gövdesini akvaryumdaki maddelere sürter.Gövdesi sıvıyla kaplanınca rengi solarDerisi kızarır.Tedavisi
Akvaryumu temiz tutup, hasta balıklara formalin banyosu vermelidir (kısa dönemli)

Kadife Hastalığı(Gyrodactylus)
Bu ufacık parazit hayvanın derisinde, “altın tozu” görünümündedir. Kök biçiminde balığın dokularına tutunan yaratık, bitkiler gibi, sahip olduğu boyayla ışığı alternatif enerji kaynağı diye kullanır.
Belirtiler
Balığın derisi ve yüzgeçleri kadifemsi altın tozu görünümünde parlak bir tabaka ile örtülür.
Balık solungaçlarını hızlı hızlı hareket ettirir.
Tedavisi
Akvaryumun temiz ve mikropsuz tutulması lazımdır. Akvaryumun gölgelendirilmesi suretiyle parazitin ışığını tutmak, filtreden aktif kömürü almak yararlı olur.

Slime Hastalığı
Üç parazit bu hastalığa neden olur bunlar;Cihiclodonella,Costia ve Cyclochaeta parazitleridir.Balığın derisimde izler bırakır.
Belirtiler ve teşhis
aşırı sıvıdan dolayı balığın renginin donuklaşması yüzgeçlerin bozulması,eskiyip yırtılması hayvanın zayıflaması solungaçların zarar görmesi ölüm
Tedavisi
Hastalığın solungaçları etkilemeden fark edilmesi üzerine akvaryumun dezenfekte edilip temizlenmesi gerekir.Bundan istenen sonuç alınmazsa,parazit Cichlodonella’dır balığın kısa süreli formalin banyosundan geçirilmesi iyi olur.Solungaçlar etkilenmişse kısa süreli tuzlu su banyoso iyi gelebilir daha sonra kısa süreli formalin banyosuna balığı sokun(eğer balığınız tuzlu suya dirençli ise)

Anchor Kurtları(lernaea)
Bu kurtlar çapa biçimindedir balığın dokularına inerler,iki yumurtakesesi arkalarında görünür.Balık üzerinde parazit kolayca görünebilir,düştüğünde kötü yara izi bırakır.
Belirtiler ve teşhis
balık kendini taşlara kayalara sürer kaşınır.
balığın gövdesinde beyaz kıl kurtlar izlenirken tutundukları yerlerde yenikler bulunur.
Tedavisi
balığınızı akvaryumdan çıkarıp(bir iki dakika yaşayabilir)kurtları toplarken yaş bir beze sarın civa kromlu veya iyotlu dezenfektanla banyo yaptırın,daha sonra temiz bir akvaryuma koyun yaraları mikrop ve yosundan etkilenmesin.

Balık Biti(Argulus)
Omurgalılardandır akrep şeklinde.Balıkdan balığa geçer,yüzer güçlü vantuzları ile deriyi deler,zehiri delicidir.
Belirtiler ve teşhis
balık kaşınmak için etrafa sürtünür
5mm çapındaki paraziti gözle görürsünüz
Tedavisi
Balığı sudan çıkarıp yaş bir beze sarın,bitlerini ayıklayın(cımbızla)bitler çıkmazsa bir litre suya 15-30 gram tuz koyarak balığı suya atın bir fırça ile bitlerini alın daha sonra balığı bir hastahane tankına alın akvaryumu bit .Balığınızı temiz tanka alın ama devamlı izleyerek ve gerektiğinde tekrar uygulayın(yumurtaları olabilir)

Yüzgeç çürüğü(black moli vs..
Fazla renkli ve japon balığı gibi yelpaze kuyruklu türlerin bu hastalıklara çok duyarlı oldukları gözlenmektedir.
sebepleri; kirli akvaryum azvitamin sayılabilir.
Belirtileri ve teşhis
kuyruğun kısalması yüzgeçlerin yıpranıp bodurlaşması
Tedavisi
Hasta balığı kısa süreli banyolara sokmalı temizlemelidir,nedeni bulup bunu gidermek şarttır çürük yerin anestezi altında kesimesi gerekir.

Mantar Hastalığı
En çok rastlanılan Sabrolegnia denilen mantardır.Her balığı etkileyen bu hastalık daha çok soğuk su kökenlilerde izlenir mantar salgını diğer hastalıklara zemin hazırlar paraziter sorunları davet eder.
Belirtileri
derinin incetüylü pamuk görünümüyle kaplanması
Tedavisi
Pamuk bir bezi ıslatıp sıkınız bunu iyot veya civakrom eriyiğine batırın daha sonra hasta balığı sudan alıp üzerini ilaçlı bezle silin en sonrada balığı hastahane tankına alıp akvaryumda önleyici tedbirler alınıp mantarın kökü kurutulmalıdır

Ağız Mantarları
Chaondorococcus colunmaris olarak bilinir buna rağmen bir mantar değildir,iplik şeklini alacak biçimde mantarla birleşen bir bakterium dur.Gerçek manatrdan daha ince ve kısa bir yaratıktır,doğurgan balıklar buna yakalanırlar
Belirtileri
Ağzın etrafında kaba pamuksu oluşum
Deride beyaz yamalar
Tedavisi
akvaryumda gerekli önlemleri alın önleyememe halinde hasta balığı özel bir tanka koyun antibiyotik ilave edin.
Doğurgan türlerin akvaryumuna bir miktar tuz koyunuz.
Stres-Balık Hastalığı İlişkisi
Stres balığın hastalık yapıcı organizmalara verdiği bağışıklık cevabıdır.

Son yıllarda bizim stres ve yaratabileceği problemler konusunda duyarlılığımız artmıştır. Aslında basın tarafından popülerleşen düşünceye göre, stres insan ve hayvanda hemen hemen her üzücü sorunun kaynağıdır. Stres ayrıca teşhis edilemeyen veya edilmesinden kaçınılan hastalıkların tanımı için de kullanılır. Akvaryum hobisinde girmiş olan kişilerde, nedense stresin balık sağlığına etkisi üzerinde daha az durulur. Üstelik bu anlaşılmıştır ki stres, balıkta sağlık problemlerinin çıkmasında en büyük etkendir.
Hobiyi takip edenlere verilen bilgilerde bu faktörün nasıl geniş kapsamlı istenmeyen etkileri olabileceğinden az bahsedilmiştir. Stresin vücudu nasıl etkilediği konusundaki bilgilerimiz, son yıllarda yapılan araştırmalardan kaynaklı. Bilim adamları farklı stres türlerini incelemişler ve bu araştırmada hangisine bağışıklık cevabının nasıl olduğunu anlamayı hedeflemişler.

Bağışıklık(İmmün) sistemi, hastalıklara karşı bir mekanizmadır ve çevre koşullarındaki ani değişimlere yani strese oldukça duyarlıdır. İmmün sistemin cevabıdır ki, bizim veya balığın bu değişimi atlatıp atlatamayacağımızı belirler.Karşık olmasına rağmen, immün yanıt hakkında bildiklerimiz çok daha fazladır. Balığın immün sistemi daha basit olduğundan üzerinde daha fazla araştırma yapılmıştır. [Balık, tarif anlamında, tam bir immün sisteme sahip en ilkel canlı türüdür.] Dünya çapındaki balık ve su ürünleri endüstrisinde artışın bir sonucu olarak, daha etkili hastalık tedavisine olan ihtiyaç yüzünden, balık immün sistemi araştırmasına ilgi artmıştır. Bu araştırmaların sonuçlarını bilimsel dergilerde bulmak mümkün.

Stres immün sistemi balıkta da diğer yükarı canlılarda olduğu gibi yanıt oluşturur. Stresin oluşması bir stresör’e bağlı olacak tabi. Stres beynin bir bölümü olan Hipotalamusu tahrik eder. Hipotalamus beynin evrimsel olarak en eski bölümlerindendir ve çoğu temel fonksiyondan sorumlu: Acıkma,susama, cinsel tahrik ve memelilerde vücut sıcaklığı.Tahrik edildiğinde Hipotalamus, kimyasal sinyaller salıp, bazı olaylar zinciri sonucunda Adrenal (Böbreküstü) bezlerden hormon salgılanmasına neden olur. Memelilerde Adrenal bezler, böbreğin üstünde yerleşmiş yapılardır. Balıkta adrenal doku, böbrek dokusu ile karışmıştır ve iç-içe’dir. Bu dokudan 2 önemli homon salgılanır.
1.’si Epinefrin, “Savaş veya Uçuş” olarak da adlandırılan reaksiyondan sorumlu. Bu hormon canlıyı ayakta durma ve direnme-savaşmaya zorlayan bazı fizyolojik değişikliklere yol açar. Örneğin; kalp ritminde artış, kan basıncı ve soluk almada artış. Karaciğerdeki glikojen, hızlı ulaşılabilir bir enerji kaynağı görevi görür. Beyin ve kasa giden kan akımı, daha hızlı düşünme ve daha atik hareket için artar(Daha fazla oksijen taşınımı). Bir kombinasyon olarak tüm bu reaksiyonlar, hayvanın strese karşı koymasına yardım eder. Bu değişiklikler fazla sürerse vücudu fazla yorup kendileri bir stres kaynağı olacaklar.

2. adrenal anti-stres hormon Kortizol’dur. Çalışmalar göstermiştir ki balıklar çok kalabalık ve sıkışık bir ortamda tutulduklarında veya taşındıklarında aşırı dozda salgılanır. Kortizol Epinefrin gibi, birçok fizyolojik değişikliğe neden olabilir. Salgılanma ve etki etme süresi fazla uzadığında metabolik dengesizliğe yol açar. Örneğin; protein yıkımında artış veya tiroid hormonlarında yükselme ki, vücudun çalışma isteğini aşırı artırıp, fiziksel tükenmeye neden olur. Bu Kortizol’ün immün sistem üzerindeki etkisidir ki bu konunun merkezinde yer almaktadır. Kortizol, immün sistemin işleyişinde direkt müdahalede bulunabilir. Bu sistemin açığı da işte buradadır ve stres temelli hastalıkların(çoğunlukla bakteriyel) başlangıcıdır. Daha uzman anlatımla, kortizol immün sistemin Patositoz işlemine karışır.

Patositoz “Hücre Yeme” anlamındadır ve kandaki bakteri ve diğer yabancı materyalleri
tüketen akyuvarların işlevi ile ilgilidir. Bu işlem çoğunlukla bakterinin deri ve mukoza bariyerini geçmesi ve vücuda girmesi sırasında gerçekleşir. Makrofaj adlı bu akyuvarlar kimyasal sinyaller ile yönlendirilip, hedef taarruz bölgesine giderler. Bu hücreler tek hücreli bir canlı olan Amib’e çok benzerler ve aynı mantıkla hareket ederler. Bazı bilimadamları bu hücrelerin köken olarak sünger ve deniz anası gibi ilkel canlıların dokularında yaşayan amiblerden evrimleştiğini iddia ediyorlar. Belki milyonlarca yıl süresince bu amibler istiklallerini yetirip, canlı vücudunun immün sisteminin bir parçası haline gelmişler.

Bu fagositik (hücre yiyen) hücreler olay yerine geldiklerinde, yabancı maddenin etrafını sarıp, onu sindirirler. Hücrede enzim taşıyan ufak membran kaplı paketler vardır. Bunlar Lizozom adını alıp, içeri alınan paket ile birleşip, enzimlerini içeri salmakla, bakteri veya yabancı maddenin sindirilmesini sağlıyorlar. Bazı fagositik hücreler, içeri alınanı yok etmek için Sodyum Hipoklorit (HCL) de üretirler.Yabancı materyal sindirildiğinde, atıklar kan akımında serbest bırakılır ve böbrekler tarafından atılır.[veya karaciğerin safra temel maddelerini oluşturmada kullanılır]. Kortizol, bu önemli fagositöz işlemine müdahale eder. Kimyasal olarak lizozom membranında değişikliklere neden olur ve membran füzyonu gerçekleşemez. Böylece yakalanan bakteri yaşamaya devam eder ve vücuda yayılır.

Beslenme immünoloji konusundaki bazı güncel bulgular gösteriyor ki,C vitamini bu kimyasal değişimi ve bozulmayı engelleyebilir. Aynı zamanda bilinir ki, C vitamini Edwardseilla bakterisinin yol açtığı ölümcül enfeksiyona karşı Kanal Kedi Balığında dayanıklılığı arttırır. A ve E gibi diğer vitaminler de immün cevabı güçlendirmeleri ile bilinirler.

İz metalleri de immün fonksiyonda röl almaları ile bilinirler. Örneğin Selenyum fagositik işlemde etkili bir immün yardımcıdır. E vitamini gibi. Kadmiyum ve Çinko gibi diğer metaller de bu olaya karışırlar. Balığın immün cevabında ağır metal gereksiniminin açıklanabilmesi için balık beslenmesi ile ilgili daha da fazla ve ayrıntılı bilgiye gerek var. Bu kesindir ki kaliteli diyet ile bakılan balık parazitik enfeksiyonlara karşı daha dayanıklı olacaktır. Parazit yükünde seyrelme ve hafiflenme önemli bir faktör olabilir çünkü, parazitler hedef canlıdan beslenirken bakteriler için vücut içine daha kolay ulaşım sağlayıp, yayılmalarını destekliyorlar.

Stresten kaynaklanan başka immün sistem bozuklukları da var. Örneğin Mukozal yanıt
Antibody (vücuda karşı) üreten sistemin bir parçasıdır. Antibody’ler yabancı maddelere
(bakteriler gibi) bağlanan özel proteinlerdir. Antibody’ler değişik yollarla fonksiyon yapar. Döngüdeki virüsleri ve bakteriyel oluşumları(zehir, koruyucu kılıflar,…) etkisiz hale getirip veya materyalı yapıştırıp fagositoz için müsait hale getirebilirler. Soğuk ve sıcak su balıkları üzerindeki araştırmalar göstermiştir ki, stres döneminde tam da hayvan koruma için proteinlere muhtaçken antibody’lerin salınımı düşer. Diyette E ve A vitaminlerinin bulunması antibody’lerin salınımını arttırdığı görülmüştür.

İmmün sistemin bozulması ve balığın enfekte olması durumunda standart prosedür
antibiyotik ile tedavidir. Bilgisiz aquarist, dağıtıcı veya satıcı tedavinin daha etkili olması için ilacı balığı daha da strese uğratacak karışım ve dozda sunabilir. Örneğin; şimdi biliyoruz ki Oxytetracycline (Oksitetrasaykılin) Sazan ve Gökkuşağı Alası’nda immün yanıtı durdurabilir. Balıkta tedavi için diğer sık kullanılan ise Tetracycline (Tetrasaykılin) dir. Bu ilaç belirli limitte kullanılmalı çünkü bakteriyel korunmayı sağlarken, immün yanıta müdahale edebilir.

Akvaryum balıklarının katlanmaya zorlandıkları bu kadar strese rağmen ve bunların immün yanıt üzerindeki etkileri bilindiği halde, şaşırtıcıdır ki çoğu balık kurtulmayı başarıyor.Bu da immün sistemin neredeyse mükemmelliğinin bir kanıtıdır. Yine de, hobicilerin %30-50’si 1 sene içersinde balıklarının ölümü yüzünden bu işe veda eder.

Balığın sağlığı ve hobici için önemli olan, stresi en aza indirmekle beraber, oluştuğunda nasıl azaltılacağını bilmektir. Temiz su ve gerekli beslenme dengesi balığın sağlığını korumak için kesinlikle gerekli. Yine de vakalarda immün yanıta yardım etme amacı ile ek bilgilenme ve araştırma lazım. Belki bu, stres kaynaklı hastalıklarda daha etkili tedavi için yardımcı olabın sağlığını korumak için kesinlikle gerekli. Yine de vakalarda immün yanıta yardım etme amacı ile ek bilgilenme ve araştırma lazım. Belki bu, stres kaynaklı hastalıklarda daha etkili tedavi için yardımcı olabilir.

YENİ BAŞLAYANLARA ÖN BİLGİ VE ÖNERİLER

Kategori: Akvaryum — Ahmet Salih SARIKAYA @ 2:19 pm

 Akvaryum hobisine hiç merakı olmayan biri için belkide evimizin bir köşesine doğadan cımbızla çekilip alınmış, doğal bir güzellik yaratmak anlamsız ve boş bir uğraş olarak gelebilir. Ancak bu doğa harikalarını sürekli izlemek için Afrikanın göllerine veya Amerika kıtasında değişik noktalara gitmemize gerek yok. Bu görsel ziyafete fazla bir maddi bedel ödemeden sahip olabiliriz. Akvaryum bakımı sanıldığı kadar zor ve zahmetli bir iş değildir. Birkaç küçük püf noktasına dikkat etmek yeterlidir. Yeni başlayanlar için 65 cm uzunluğunda 40×40 bir akvaryum yeterli olacaktır. Akvaryumu dizayn etmek için zemin kumu, hava pompası, ayarlı bir ısıtıcı, ışıklandırma tertibatı, termometre, kepçe, balık yemi ve tabiki balıklar yeterli olacaktır.
Akvaryuma hava pompası ile verilen hava kabarcıkları suya çok az oksijen verebilir; ancak büyük faydası suyu üst bölümünde erimiş olan oksijeni akvaryumun her yerine yaymak ve zeminde biriken karbondioksiti yayılıp üst tabanlara çıkmasını sağlamaktır. Hava kabarcıkları suda patlayınca suyu hareketlendirerek daha fazla oksijenin suda erimesini sağlar. Böylece zararlı gazlar uçarken akvaryuma daha fazla balık konabilir.
Akvaryumun su yüzeyi ve suyun miktarı balıkların sayı ve büyüklüğüyle orantılı olmalıdır. Balıklar sudaki erimiş oksijeni kullanır. Dolayısıyla su yüzeyi ne kadar büyük olursa oksijen karışımı ve karbondioksit çıkışı o kadar iyi olur. Akvaryumun büyüklüğü ile balık sayısının orantısız olması, balıkların sağlığını ve gelişimini olumsuz etkiler, hatta ölümlere bile neden olabilir. 
Akvaryumlarda iki çeşit filitre sistemi kullanılır. Bunlar iç ve dış filitrelerdir. İç filitre hem hava pompası görevi görür hemde akvaryumun temizliğini sağlar. Bu filitrenin en az haftada bir temizlenmesi gerekmektedir. Dış filitre ise akvaryumun dışında suyu devir daim etmek suretiyle temizler. En sağlıklı filitrasyon bu şekildedir. Bakımı daha kolay ve daha sağlıklıdır. Suyun temizlenmesine rağmen 15 günde bir akvaryum mevcut suyu 1/4 oranında değiştirilmelidir. Bu işlem yapılırken suyun hortum ile akvaryumun dibinden çekilmesi daha uygudur. Korbondioksit zeminde daha fazla toplanır.
Akvaryuma konulacak suda birkaç noktaya dikkat edilmelidir. İnsanların içmesinde sakınca bulunmayan çeşme suyu birkaç gün önceden hazırlanmalı ve dinlendirilmelidir. Bundaki amaç sudaki kloru yok etmek ve suyu dindirmektir. Su balığın türüne göre değişik ısı derecelerine getirilmeli ve balığın mevcut taşıma torbasındaki su ile dengelemek amacı ile torba en az bir saat su üzerinde bekletilmeli balıklar daha sonra suya bırakılmalıdır. Balığın hangi ısı dereceleri arasında doğal ortamında olabileceği bilinmeli ve ısı dengelenmelidir. Suyun ısısındaki ani değişimler, balığın hastalanmasına ve ardından ölümüne neden olabilir.
Akvaryumun aydınlatılması bitkilerin gelişmesi ve balıkların metabolizmaları için gereklidir. Ayrıca akvaryumun görsel olarak keyfini çıkarabilmek için de doğru ışıklandırma şarttır. Derinliği 50cm olan bir akvaryuma 2 adet, 60cm olan bir akvaryuma 3 adet flüoresan lamba kullanılmalıdır. Derinlik fazla ise halojen lamba kullanılmalıdır. Günlük aydınlatma süresi 12-14 saattir. Yemleme ışık açıldıktan yarım saat sonra yapılmalıdır. Doğal ışık kullanıldığında camların alglerle kaplanmasını engellemek için gün boyunca direkt akvaryuma vurması engellenmelidir. Bir iki saat yeterlidir. Güneş ışığının akvaryumun arkasından sadece bitkilere vurmasını sağlamak ön kısmın hem alglerle kaplanmasını hem de bitkilerin ışığın çoğunu emmesini kolaylaştırabilir.
Akvaryumun tabanına ya da kenarına bir ısıtıcı yerleştirerek genel olarak tropik balıklar için 22-28 derece ısı sağlanabilir. Akvaryumun uzunluğu 90cm`yi geçecek olursa her bir uza bir ısıtıcı gerekir. Isıtma hangi türde yapılırsa yapılsın ısının bir termostat ile ile dengede tutulması şarttır. Isı asla 30 derecenin üzerine çıkmamalıdır. Su ısısındaki 1-2 derece fark bile balıkları etkileyebilir. Isıtıcı balıkların temas edemeyeceği şekilde plastik muhafazalık içinde olmalıdır. Akvaryumda su ısısını gösteren iki termometre olmalıdır. Ani ısı artış ve düşüşlerine karşı dikkatli olunmalıdır.
Balık Yemleri: Yemin seçilişi ve veriliş tarzı akvaryum sağlığı açısından büyük önem taşır. Yenmeyen yemlerin dibe çöküm çürümesine engel olmak için balıkların kısa sürede tüketebileceği kadar yemleme yapmak gerekir. Balıklar, Suyun üstünde,ortasında ve dibinde yem yiyenler olarak sınıflara ayrılır.Yemler de kuru ve canlı olarak iki çeşittir. Yemleme az; fakat sık yapılmalıdır. Bir iki haftada bir, balıkların aç bırakılmasında fayda vardır.
Son olarak şu hususlara dikkat etmek gerekir;, balık türleri birbirlerine uygun seçilmelidir, yeni alınan balık önce karantinaya alınmalı, fazla yem verilmemeli ve az ve sık yemleme tercih edilmelidir, belirli aralıklarla belirli miktarda su değiştirilmeli, hasta balıklar hemen akvaryumdan uzaklaştırılmalıdır, su şartları sık sık kontrol edilmeli, akvaryuma fazla balık konulmamalıdır.

                                                                       Kaynakça: veterinerix.com       

Cyprinus Auratus (Japon Balığı)

Kategori: Akvaryum — Ahmet Salih SARIKAYA @ 2:18 pm

Japon balıkları ‘Japon Süs Balığı’ adıyla anılırlar. Aslında Çin kaynaklıdırlar. Tüm dünyada, akvaryum ve havuzlarda çok yaygın biçimde sevilerek yetiştirilen bu balıkların Çin kaynaklı olan aslı gri-yeşil renkte bir sazangildir.

Çin yetiştiricilerin bu gösterişsiz türden, değişik ve çekici renkte süs balıklarını elde etmeleri 1000 yıllarına rastlar. Japon balıklarının Japonya’ya geçmesi ise çok daha sonra olacaktır; İngiltere’de 1600, Fransa’da 1750 yıllarında görülecek, Amerika’ya ise XIX. yy.’ın ikinci yarısında ulaşacaktır. Çin ve Japon yetiştiriciler 66 çeşidinin olduğunu söylemekteyseler de, bugün Avrupa’da 12 tanesi bilinmektedir.

Bütün Japon balığı türleri, şekil olarak fark gösterirlerse de, önemsiz derecede ufak ayrılmalar dışında, gerek yaşama, beslenme ve gerekse üreme konusunda birbirlerine benzer karakter gösterir.

Bunlar oldukça uzun ömürlü balıklardır. Çoğunlukla 10-15 sene yaşarlar. Her şeyi yiyerek beslenebilirler ancak kesinlikle ekmek verilmemelidir. Su kurtçularını, böcek, salyangoz, supiresi, enfüzvuar ve bitkisel besini ayırmaksızın yerler.

Serin sulardan hoşlanırlar. En sevdikleri ısı 15-20 derece arasıdır. Bu sebeple oda hararetinde yaşayabildikleri gibi soğuk ortamda ayrıca ısıtılmaya ihtiyaç göstermezler.

Ortalama olarak 7-10 santim boyunda sakin karakterde bir balıktır. Ancak bazı tür balıklar tarafından kuyrukları didiklenerek rahatsız edildiğinden, ayrı olarak beslenmesi tercih edilmelidir. Bol havaya ihtiyaç gösterdiğinden eğer hava pompası yoksa, bir japon balığına 20 litre su hesap edilmeli ve akvaryum Myriophillum, Elodea gibi bitkilerle bitkilendirilmelidir. Dikkat edilmesi gereken şeylerden biri, bitkilerin sağlam ve balığın hareketlerini engellemeyecek biçimde dikilmesidir. Aksi taktirde bitkiler balığın hareketleri ve dolaşması sırasında köklerinden söküleceklerdir. Akvaryumda yer tutacak ve balığı zedeleyebilecek dekoratif taş ve süsler çıkartılmalıdır. Tül Kuyruk’ların sularının temizliğine dikkat edilmeli, sık sık pipetle akvaryumun dibi arıtılmalıdır.

Bunların cinsiyetlerini ayırt etmek oldukça zordur. En güvenilir yol, yumurtlama zamanı karnı yumurtayla dolacak olan dişinin dolgunluğu ile, erkeğin bu devrede solungaç kapaklarında ve göğüs yüzgeçlerinde meydana gelecek parlak bandı izlemektir. Bazı akuaristlere göre, bunların cinsiyeti anüs bölgesinin durumundan da anlaşılabilmektedir. Dişilerin anüs yöresi dışarı çıkık, erkeklerinki içeri girik olmaktadır. Bir başka yöntem de yumurta dökme sırasında erkeğin dişiyi kovalamasından cinsiyet ayrımı yapmaktır.

Japon balıklarının üretiminde eşleştirme çok önemlidir. Üreme değişik nitelikte ve ayrı döllerden gelen çiftlerden yararlanılarak yapıldığında, yeni türler elde edebilme olasılığı vardır. Böyle bilinçli ve planlı bir seçimle yapılan eşleştirmelerde üstün nitelikte yavru elde etme oranı yüksektir. Bunun aksine, sürekli olarak bir çiftin dölleri arasında döl alınmaya girişildiğinde, ilk başlangıç noktasına gelinir. Elde edilen yavrular artık pek beğeninizi kazanmayacak bir biçime, yani aslına döner.

Bilinen belli başlı Japon Balığı üyelerini şöyle sıralayabiliriz:

1- Japon Havuz Balığı

Havuzlarda çok rastlanan bir türdür. Biçimli gövdeleri, parlak renkleriyle bahçeli evlerin süsü olarak ilgi çekerler. Çoğunlukla portakal rengi ve kırmızıdırlar. Beyaz, sarı, siyah, alacalı olanları da vardır. İlk balık sevgisi duyanlar için iyi bir başlangıç balığıdır. Dayanıklıdırlar, kolay ürerler, uzun ömürlüdürler.

2- Şabankin

Havuz balıklarından daha küçük boyludurlar. Dayanıklı ve uzun ömürlüdürler. Ortalama 12 yıl yaşarlar. Gövdeleri ince uzun ve biçimlidir. Kuyrukları geniş ve uzundur. Anal yüzgeçleri gelişmiştir. Anca en çekici yönleri renkleridir. Şeffaf olan pullar derinin renk ve desenlerini aynen dışa yansıtır. Çok değişik renk düzenine sahip balıklar olmakla birlikte temel renkleri mavi ve menekşe rengi üzerine kırmızı, siyah, sarı beneklerdir.

3- Komet

Gövdesi biçimsel olarak aynen Şabankin gibidir. Uzun, biçimli gövdeye ve gelişmiş bir kuyruğa sahiptir. İdeal bir havuz balığıdır. Fazla su gerektirdiğinden büyük akvaryumlarda beslenebilirler. Kışın donmayan havuzlar onlar için idealdir. Çoğunlukla kırmızı iseler de sarı ve metal rengi olanları da vardır.

4- Yelpaze Kuyruk

Bu tür, gövde yapısının değiştiği ilk kuşaktır. Gövde kısalmış, kalınlaşmış ve yuvarlak bir biçim almıştır. Kuyruk yüzgeci birbirinden ayrı iki parça halindedir ancak bu parçalar çatal biçiminde değil, düz kenarlıdır. Sırt yüzgeci ve anal yüzgeç son derece gelişmiştir. Bu tür, özellikle kış ayları içinde, havuzlarda bırakılmamalıdır. Çünkü 15 ile 20 derece ısıyı gerektirirler. İyi bir beslenme sağlandığı, özellikle canlı yem verildiği zaman Nisan-Ekim ayları arasında dört kez döl alma olasılığı oldukça yüksektir.

5- Tül Kuyruk - Peçe Kuyruk

Japon süs balıklarının kral ailesidir. Sırt, karın ve göğüs yüzgeçleri kuyruk yüzgeci gibi son derece gelişmiştir. Akvaryumlarda yetiştirilmeleri gerekir. Duyarlı ve nazik balıklardır. Karma akvaryumlar pek tavsiye edilmez. 18-22 derece su ısısı, berrak su, geniş akvaryum, bol oksijen, dengeli beslenme sağlıkları için gereklidir.

6- Teleskop

Gözler dışarı doğru çıkık olup kuyruk tek veya çift lobludur. Canlı yemleri, yeşillik ve algler kadar severek yerler. Göz biçimleri nedeniyle özenli beslenmeyi gerektirirler ve fazla ışıktan hoşlanmazlar.

7- Çelestial

Teleskop Japon balığının benzeridir. Bunda gözler yanlara doğru değil yukarıya doğru çıkıktır. Çok özenli bir beslenmeyi gerektirirler. Asla yukarıdan ışıklandırma kullanılmamalıdır. Yemlerinin yüzen yemlikler içinde verilmesini öneririz.

8- Torbagöz

Bu balık çoğu akvaryum severler tarafından çirkin bulunmasına rağmen az bulunan değerli bir türdür. Bunlara “Ağlayan Göz” de denilmektedir. Bakımları konusunda Teleskop ve Celestial da olduğunca özen gerektirirler.

9- Aslanbaş

Baş biçiminin değişikliğiyle diğer Japon balığı türlerinden ayırt edilir. Baş iri, yuvarlakça ve aslan başını andırır biçimindedir. Alın kısmında yele yerini tutan köpüksü teşekküller başı süsler. Aslanbaşlarda sırt yüzgeci görülmez. Çok değişik renk düzenine sahip olanları vardır.

10- Oranda

Baş biçimi olarak yukarıda belirtilen Aslanbaş’a benzer. Ancak Oranda’da, Aslanbaş’ın aksine sırt yüzgeci görülür.

11- İnci Gövde

Bu tür Japon balıklarının gövdesinde bulunan inci taneleri görünümündeki teşekküller balığa çok çekici bir görünüm kazandırır.

ÜRETİM

Japon süs balıklarının üretilmesinde üç yöntem uygulanabilir. Birincisi, üremeleri için elverişli koşulları oluşturarak açık havada, havuzlarda üretim yapmak. Böyle bir ortamda yapılacak üretimde üreticinin katkısı sınırlıdır. İkinci yöntem, akvaryumlarda yapılan üretmedir ki, pek çok değişik uygulama teknikleri bulunmakla birlikte, genel olarak daha yoğun ve etkili bir katkı ile üremeyi düzenleme olanağı vardır.

Üçüncü yöntem de sağma yöntemi olup burada tümüyle yapay bir yumurta alma ve dölleme söz konusudur. Dişi ve erkek balık bir diğerini görmez. Dişiden sağılarak alınan yumurtalar, erkekten aynı biçimde alınan spermlerle döllenerek yavru elde edilir.

Akvaryumlarda yapılacak üretimde değişik yöntemler uygulanabilirse de, havuz yöntemiyle bazı ortak temel noktaları vardır. Çoğunlukla uygulanan yöntem şudur:

AKVARYUMDA ÜRETİM

Dişiler ve erkekler, bir diğerinden kış ayları içinde ayrılarak ayrı ayrı akvaryumlarda beslenmeye başlanır. Bulundukları akvaryumun suyu temiz ve berrak olmalı, çok iyi havalandırılmalıdır. Serin geçen Aralık-Ocak döneminden sonra Şubat ayı başında akvaryum suyunun ısısını 16 dereceye yükseltmeli ve özel bir beslenme uygulamalısınız. Bu beslenme yüksek nitelikte kuru yem (karides unu), haşlanmış ıspanak ve özellikle canlı yemle yapılmalıdır. Gün aşırı, fazla oranda olmamakla birlikte su kurdu, su piresi gibi yemler mutlaka verilmelidir. Bunları her zaman bulamayabilirsiniz. Böyle durumlarda bahçenizdeki küçük toprak kurtlarından (solucanlardan) yararlanabilirsiniz. Ancak kesinlikle belirtmek isteriz ki, “Özel Beslenme”de amaç balığa fazla besin vermek değil, çeşitli ve dengeli besin vermektir. Fazla besleme balıklarda şişmanlığa, şişmanlıksa kısırlığa neden olur. Bu arada yenmeyen yem artıklarının ve dışkıların suyun niteliğini bozmasına olanak tanınmamalıdır.

Erken döl almak için çoğunlukla, yapay aydınlatma ve yapay ısıtma aracılığıyla balık erken döl vermeye zorlanır. Her ne kadar yapay aydınlatma ve yapay ısıtmadan yararlanma kaçınılmaz ise de, yeterince alacakları gün ışığı, doğal gelişmelerini, sağlıklarını, dolayısıyla üreme gücü ve verimlerini olumlu yönde etkileyecektir. Bu ve benzeri tekniklerle mevsimsiz olarak döl almak mümkünse de en iyi döl alma zamanı olarak Nisan ayını öneririz. Doğaya uymak ve en doğal ve uygun yöntemdir. Doğaya katkıda bulunabiliriz, ancak doğanın dışına çıkmak çoğunlukla iyi sonuç vermez. Kontrollü yöntem dediğimiz bu teknikle üremeye girecek çiftler, su ısısı, oksijen durumu, ışık, suyun niteliği ve diğer bazı koşullar istenildiğince düzenlenip, istenildiği anda üretim işlemine geçilebilir.

Üreme için her şey hazır olduğunda ilk önce erkek “Japon Süs Balığı” üreme akvaryumuna konulur. Bu akvaryumun en elverişli ölçüleri 60×30x30 cm. olarak belirlenebilir. Ancak konulacak suyun derinliği 22 santimi hiçbir zaman geçmemelidir. Yumurta dökümünden önce uygulanabilecek iki ayrı yöntem için karar verilmeli ve üreme akvaryumunun bitkilendirilmesi ona göre yapılmalıdır. Eğer çiftleşme sonucu elde edilecek yumurtalar aynı akvaryumda bırakılacak ve anne-baba başka bir akvaryuma alınacaksa, çiftleşme akvaryumu toprağa bağlı bitkilerle çok sık bir biçimde bitkilendirilmelidir. Eğer çiftleşen balıklar akvaryumda bırakılacak ve yumurtalar başka akvaryuma alınacaksa, bu kez akvaryum toprağa bağlı olmayan, üzerindeki yumurtalarla kolayca başka bir akvaryuma alınabilecek yumurta saklayıcı bitkilerle bitkilendirilir. Her iki durum için de önerebileceğimiz bitki Elodea’dır.

Akvaryumu nasıl kuracaksınız?

Kategori: Akvaryum — Ahmet Salih SARIKAYA @ 2:15 pm

Öncelikle akvaryuma su doldurun ve kaçak olup olmadığını kontrol edin. Akvaryumu temizlerken sabun, deterjan gibi temizlik maddeleri kullanmayın.

Akvaryumunuzu sağlam bir zemin üzerine oturtun.

Akvaryuma koyacağınız kum ve çakılı önceden iyice yıkayın ve koyacağınız kum veya çakılı önden arkaya doğru meyil olacak şekilde düzenleyin.

Akvaryumu koyduğunuz yer direkt güneş ışığı almamalı. Mümkünse akvaryumunuzu evinizin en az güneş ışığı alan bölümüne koyun.

Direkt güneş ışığı alan akvaryumlarda kısa bir süre sonra yosun oluşur.

Akvaryumunuza kumu ya da çakılları koymadan önce mutlaka filtre ve havalandırma sisteminizin hortum tesisatını döşeyin.

Akvaryumunuzun kaç litre su aldığını öğrenin. Çünkü bütün akvaryum ilaçlarında dozajlar litre hesabına göre verilmiştir. Akvaryumunuzun kaç litre olduğunu bulmak için enini, boyunu ve yüksekliğini cm olarak ölçün ve bu değerleri çarpıp 1000’e bölün.

Akvaryumunuza koyacağınız su şehir suyu ise, akvaryumunuzu iki gün balık koymadan bütün sistemleri ile çalıştırıp balıkları daha sonra ilave edin.

Eğer içme suyu koyuyorsanız bu şekilde beklemenize gerek yoktur (içme suyunda klor yoksa).

Akvaryuma suyu koyarken suyu direkt kumun üstüne boşaltmayın. Ufak bir taş ya da eliniz yardımı ile yavaş yavaş kumun üstüne azar azar dökün. Böylece suyunuz bulanmayacaktır.

Akvaryumunuza suyu koyduktan sonra bir defaya mahsus olmak üzere her 10 litre için 1 tatlı kaşığı tuz (iyotsuz) ilave edin.

Akvaryumunuzun arkasına koyu renkli bir fon kâğıdı ya da akvaryum posteri koyup derinlik ve güzel bir görünüm kazandırabilirsiniz.

Sıcaklığın ayarını ısıtıcı–termostat ile yapınız. Tropikal balıklar için su sıcaklığı 26 derece, Japon balıkları için ise 18–22 derecedir.

Mümkünse akvaryumunuzun üstünü bir cam ile kapatınız. Bu olay su eksilmelerini, balık atlamalarını engelleyecek ve aydınlatma tesisatını koruyacaktır.

Balığınız şoka girmesin…

Kategori: Akvaryum — Ahmet Salih SARIKAYA @ 2:15 pm

Akvaryumunuza balık alırken bir arada yaşayabilecek türlerden olmasına dikkat edin. Balıkları akvaryuma koymadan önce torbayı açmadan suyun üzerinde 5 dakika bekletin.

Sonra torbayı açıp akvaryumdaki sudan bir miktar alıp torbadaki suya ilave ediniz ve 10 dakika daha bekleyiniz. Balıkları bu işlemlerden sonra akvaryuma dahil edebilirsiniz. Bu işlemleri yapmadan ilave ettiğiniz balıklarda şok geçirme ve hasta olma riski daha yüksek olacaktır. Akvaryum dibindeki yem artıklarını yemesi için “çöpçü” balığı, camdaki ve diğer yerlerdeki yosunları yemeleri için ise “vatoz” balığı alın.

20.04.2002

Balığınıza haftada bir canlı yem de verin…

Kategori: Akvaryum — Ahmet Salih SARIKAYA @ 2:14 pm

Balığınıza haftada bir canlı yem de verin

Günde 2–3 defa ve azar azar yem verin. Değişik yem çeşitleri kullanmaya özen gösterin.

Bir defada verdiğiniz yemin 5 dakikada tamamen yenilmesine dikkat edin. Balıklarınızı kuru yem dışında haftada en az bir defa canlı yem ile besleyiniz. Canlı yem verme konusunda akvaryumcunuza danışınız ve aldığınız yemin taze olmasına dikkat ediniz.

Akvaryumunuzda hastalık olsun olmasın haftada bir koruyucu ilaç kullanın.

Balıklarınızda bir durgunluk, iştahsızlık gördüğünüzde bir hastalık olup olmadığını kontrol edin.

1 veya 1,5 ayda bir akvaryumunuzun suyundan 1/3 oranında su çekip yine yukarıdaki su özelliklerine sahip sudan ilave edin. Bu olay akvaryumunuzdaki kimyasal ve biyolojik dengenin bozulmamasını sağlayacaktır.

Akvaryumunuzun bulunduğu yerde sprey sinek ve böcek ilacı kullanmayın.

Akvaryum balığının bakımı nasıl olmalı?

Kategori: Akvaryum — Ahmet Salih SARIKAYA @ 2:13 pm

Akvaryum balığının bakımı nasıl olmalı?

Akvaryum balıklarının ömrü sanılanın aksine birkaç ayla sınırlı değil. Su sıcaklığı, havalandırma, ışıklandırma, yem verme aralıkları gibi hususlara dikkat edildiğinde yıllarca yaşaması mümkün. İşte meraklılarına akvaryum balığının özellikleri…

Akvaryumda süs balığı beslemek çoğu insanın hobisi. Para verip alınan balıkların birkaç ay sonra ölmesi balıkseverlerin heveslerini kırıyor. Halbuki süs balıklarının ömrü birkaç ayla sınırlı değil. Üç–beş yıldan tutun 15 yıl kadar hayatta kalan birçok süs balığı var. Ömrünün bu denli uzun olması balığın türüyle değil, bakımıyla ilgili. Akvaryumun içindeki suyun sıcaklığı, çeşidi, havalandırması, ışıklandırması, akvaryum içine konulan süs bitkisi gibi inceliklere dikkat edildiğinde süs balığını yıllarca beslemek mümkün.

Süs balığı yetiştirenlerin en fazla düştüğü yanlışlardan birisi farklı türlerin aynı akvaryuma konması. İstanbul Eminönü’ndeki Köşk Akvaryum’un sahiplerinden Bayram Can’ın verdiği bilgilere göre, 100 çeşidi içeren Japon türü balıklarla, 2 bin çeşit barındıran tropikal türü balıkları bir arada beslemek mümkün değil. Çünkü hem bu iki tür balıklar birbirine zarar veriyor, hem de yem yeme periyotları ve yaşayabilecekleri su sıcaklığı birbirinden farklı. Tropikal türü balıkların akvaryumundaki su ısısının 26 derece olması gerekiyor. Isının 22 dereceye düşmesi balıklarda şoklamaya yol açıyor. Böyle bir durumla karşılaşan balık, mantar hastalığına tutuluyor. Üzerinde beyaz benekler oluşmaya başlayan balıklar bir süre sonra ölüyor. Japon türü balıkların akvaryum ısısının ise 24 dereceyi geçmemesi gerekiyor. Akvaryum suyu ile ilgili incelikler bununla sınırlı değil. Birçok kişi akvaryum suyu kirlendiğinde suyun büyük bölümünü boşaltıp yeni su ekliyor. Halbuki yapılacak iş akvaryumun içinden 10 santimetre yüksekliğinde suyu boşaltmak ve yerine oda sıcaklığında beklemiş suyu koymak. Burada dikkat edilmesi gereken bir başka konu da konulacak suyun kesinlikle klorlu olmaması. Yani şebeke suyu yerine damacana suyu tercih edilmeli.

Balığa verilecek yem miktarı da incelik gerektiriyor. ‘Doymayabilirler’ endişesiyle haddinden fazla yem atılması, balığın ölmesine yol açabiliyor. Bazılarının yaptığı gibi havalandırma işlemini filtre ile sağlama düşüncesi de yanlışlar arasında. Akvaryuma filtre ve ısıtma cihazının yanında bir de hava motoru cihazı şart. Süs balıklarının fiyatları 1 milyondan başlayıp 300 milyona kadar gidiyor. En fazla ilgi çeken balıklardan Singapur’dan içine lazerle renk ışınlanan gökkuşağı ismindeki balığın tanesi 2 milyon lira. Yunus balığının minyatür hali olan balığın fiyatı 125 milyon lira. Mısır Kızıldeniz’den getirilen nosa tank isimli balık ise 200 dolar.

SAĞLIKLI VE HASTA BETTA

Kategori: Akvaryum — Ahmet Salih SARIKAYA @ 2:12 pm

 SAĞLIKLI BETTA

HASTA BETTA

Çok iştahlı olur

İştahsızlık görülür, bazı uzun süreler hiç yem yemediği de saptanabilir.

Yüzüşü su içinde devamlı aktiftir.

Yüzüşü aktif değildir. Akvaryumun bir köşesinde devamlı olarak durmaktadır. Sadece hava almak için su üstüne çıktığı görülebilir.

Davranışları normaldir.

Davranışları normal değildir. Akvaryum camına, akvaryumdaki dekorlara çarpabilir ya da, devamlı olarak boş bulduğu yerlere kendini saklayarak, dış etkileşimlere kapalılık gösterir.

Renkleri canlı ve görünümü de kavga pozisyonunda gibi olup, yüzgeç ve kuyrukları devamlı kabarıktır.

Renkleri canlılığını yitirmiştir; yüzgeç ve kuyruklarını kısarak yüzebilir. Renk değişiminde de balığın zıt rengine dönme ihtimali vardır.

Balığın vücudu kaygan ve görünümü gayet güzel olmalıdır.

Beden de ufak tefek yara izleri, ufak pamukçuklar ya da kuyruk ve yüzgeçlerde erimeler olabilir.

Gözler normaldir.

Gözlerde yuvalarından çıkacakmış gibi ya da şişme durumları gözlenebilir.

Solungaçlar normaldir. Renkleri ise pembemsi olmalıdır.

Solungaçlar tam açılmaz ve solungaçlar kırmızı, mor ya da bordomsu renkte olabilir. Bu durumda hastalık belirtisi görülebilme ihtimali yüksektir.

Karın görünüşü normaldir.

Karın şişkin, eğik ya da ısa sürede büyüme gözlemlendiği taktirde hastalık ihtimali yüksektir.

 

Special Thanks to Ali ÇELİK

SORULARLA BETTALARI TANIYALIM

Kategori: Akvaryum — Ahmet Salih SARIKAYA @ 2:11 pm

Sorularla Bettaları Kısaca Tanıyalım Betta balığını kısaca tanımlar mısınız?
Erkekleri kavgacı olduğundan tek bakılan bir Güney Asya türüdür. 23-24 derece sıcaklıklarda rahatça yaşama imkanı vardır. Labirentli bir tür olup, su üzerinden de oksijen temin edebilmektedir. Rahat oksijen alması için akvaryumunuzun üstü açık olmalı ki rahat oksijen alsın.Betta akvaryumumu ne sıklıkta temizlemeliyim ve nasıl yapmalıyım?
Ortalama olarak her ay 1 kez değiştirmenizde fayda vardır. Ancak su değişimi yaparken kesinlikle suyun tamamını değiştirmeyiniz; sadece %20 lik kısmını değiştirmeniz yeterlidir. Su içindeki çeşitli organizmalar tam yerini bulmuş olduğundan ve balığı su düzenine alışmış olduğundan, köklü su değişimleri balığınızı etkileyecektir. Bol bitkili Betta akvaryumlarında ise su kirlenmesi gecikecektir.

Betta balığını ne sıklıkta beslemeliyim?
Granül yem olarak hesaba aldığımız zaman 1 adet küçük parçacıktan günde 2 kez yemlenmesi ilk tercihtir. Ancak günde 3 veya 4 öğüne ayırdığınız zaman bazı zamanlar da düzenli olarak Bettanızı aç bırakmanız önerilir. Devamlı fazla öğünde yem tüketen Bettaların zamanla yüzüşleri kaybolup, dibe çöküp kalmaktadırlar. Belirlediğiniz günlerde düzenli olarak 1 gün aç bıraktığınız takdirde Bettanızın vücudundan tioksinlerin atılmasına da yardımcı olursunuz ve Bettanızın midesini de rahatlamaya yardımcı olursunuz.

Betta için akvaryumuma ideal su nasıl olmalıdır?
Çeşme suları idealdir fakat dikkat edilmesi gereken bir durum söz konusudur. Çeşme suları ağır metaller(klor,ilaç vs.) içerdiğinden Bettanıza zarar verir. Bundan dolayı çeşme suyunu kullanmadan yaklaşık 48 saat(2 gün) önceden bir yerde dinlendirilmesinde fayda vardır. Daha sonra dinlendirilmiş suyunuzu kullanmaya başlayabilirsiniz. Eğer isterseniz suyunuza ek takviye olarak çeşitli su düzenleyici ilaçlardan da kullanabilirsiniz. Ancak kaliteli markalar kullanmak şartıyla. Piyasa da ismi bile duyulmamış birçok marka bulunduğundan, ilaç vs. gibi durumlarda dikkat olmalısınız.

Betta akvaryumumda bazı bitkiler çürümüş, ne yapmamı önerirsiniz?
Bitkide farklı türleri beslemede aşırıya gitmeyin. Genel olarak su mercimeği, eledoa, Java moss, cabomba gibi piyasada da rahat bulabilecğeiniz türler Bettanız için daha faydalı olacaktır. Ayrıca doğal bir ortam görünümü de kazandırmış olup, oksijen içinde faydalı bir girişimde bulunmuş olacaksınız. Plastik bitkilerde aklınıza gelebilir, pek önerilmemekle birlikte dekor olarak kullabilirsiniz. Ancak doğallıktan yoksun olduğu için görünümden başka hiçbir özellik kazandırmaz.

Betta balığım yüzmüyor devamlı su dibinde bezgin bir biçimde dipte duruyor, ne yapabilirim?
Çeşitli sebeplerden bu durum söz konusu olabilir. Su, ısı, stres ve hastalık gibi birçok durum söz konusu olabilir.Bu durumda Bettanızı durumunu çok iyi tespit edip derhal işe koyulmanız gerekebilir. Bazen de hiçbir sorun olmamasına karşın balığınız yine de mutsuz görünebilir. Ancak bu durumda yapılması gereken bir durum yoktur. Balığınızın normal hali olup, gelecek günlerde yine eskisi gibi rahat yüzüş imkanı olacaktır. Bettanız için mağara ya da onun saklanabileceği bir bölüm gibi bir şey olursa stresten uzak durup gelişimini rahat sağlayabilecektir. Bazı durumlarda ise akvaryumunuzun bulunduğu yerden de problemler çıkabilir. Işık yansıması, dış etkenler vb. Bettanızın dikkatini çekmesi gibi durumlar başlıcak durumlar olabilir.

Betta balığım için farklı yemler denememde sakıncalar olabilir?
Hayır bir sakınca yoktur. Ancak balığınız için uygun olan yemleri kullanmanız daha iyi olacaktır. Bazı tür yemler Betta balığınızın sindirim düzenini bozabilir. Sizin için en uygun yem türleri, kuru, granül ve canlı yemler olacaktır.

Betta balığının su üstünde köpük yapmasının nedenleri nelerdir?
Köpük yapma durumu erkek Bettalara ait durumdur. Zaman zaman dişilerde de görülen bir durumdur. Erkek Betta dişi gördüğü vakit eğer kendini hazır hissediyorsa köpük yapmaya başlar. Diğer bir durumda balığın rahat bir ortamda olup, su, ısı vb. şartların kendisi için iyi olduğu durumlarda da köpük yapar. Bu durum sağlıklı bir Bettanın göstergesidir.

Betta akvaryumuma deniz kabukları ya da deniz ürünleri gibi vb. şeyler koyabilir miyim?
Kesinlike tavsiye edilmeyen bir durumdur. Deniz ürünlerinden, deniz kumu, deniz kabuk vb. diğer şeyler suyun düzenini bozmakta ve Bettanız için ölümcül sonuçlar doğurmaktadır. Sadece tatlı su ürünlerini kullanmanız tavsiye edilir.

Bettaların aç kalma durumları hakkında bilgi verir misiniz?
Eğer işyeri, ofis vb. gibi yerde Bettanızı besleyip, hafta sonları Bettanızın yem ihtiyacını karşılayamıyorsanız bunun korkulacak bir tarafı yoktur. Ortalama olarak Bettalar 14-15 gün aç kalabilirler. Ancak bu durum çok zorda kalınmadığı süre için uygulanmaması gerekir. Çünkü Bettanız bu sere zarfı içinde aç kaldığı için direnci düşer ve hastalıklara kolay yakalanma durumuyla karşı karşıya kalır. Daha sonra Bettanızı kalite yemlerle besleyip eski gücüne kavuşturabilirsiniz.

Special Thanks to Ali ÇELİK

 

ZEBRA ÇİKLİT (Pseudotropheus zebra)

Kategori: Akvaryum — Ahmet Salih SARIKAYA @ 2:10 pm

 Malawi Gölü’nün kumluk kıyı bölgeleri doğal yaşam alanlarıdır. Erkekleri 20 cm. boy alabilirken dişileri 15-17 cm. kadar büyüyebilir. Yunusa benzediği için ülkemizde bu isimle anılır. Bakımı tecrübe ister. Etçil bir balıktır. Dişileri 10-100 adet yumurtayı ağızlarında saklarlar. En az 250 litrelik bir akvaryum gerektiren bu balık için pH 7 olmalıdır. 26C sıcaklığı severler.

Sonraki Sayfa »

WordPress.com'dan blog alın.